|
rule smth. out
-
F. karalamak, silmek, üzerini çizmek
-
I. yönetim; hüküm, kanun; âdet; kaide, nizam, kural; alışılmış durum; yol, usul; tüzük; çizgilik, cetvel, cetvel tahtası; matb. ince çizgi. as a rule çoğunlukla, genellikle. by rule kurala göre; kanunen. rule of three mat., üçlü kuralı. rule of thumb yaklaşık hesap, göz kararı, oranlama, pratik iş görme usulü.
-
F. yönetmek, hüküm sürmek, idare etmek; hükmetmek; baskın çıkmak, fazla etkisi olmak; tahakküm etmek; buyurmak; hâkim olmak, dizginlemek; çizmek, cetvelle çizmek.
-
F. yönetmek, hükmetmek, idare etmek, emretmek, sözü geçmek, saltanat sürmek, hüküm vermek, karara varmak, çizmek, çizgi çekmek, cetvelle çizmek, düzeyinde olmak, geçerli olmak
-
Önek fazlasıyle, (öbüründen) daha iyi, daha çok: outstay, outbid outdrink.
-
Z., edat, i., ünlem, s., f. dışarı dışarıda; dışarıya; dışında; arasından; meydana, ortaya; sız (kalmış); bütün bütün, tamamen: sonuna kadar; yüksek sesle; edat dışarıya, dışarıda; i. işinden çıkarılmış yenik parti üyesi; bahane, çözüm yolu; beysbol vurucunun sırasının bitmesi; muhalif kimse; matb. mürettip tarafından atlanmış kelime; ünlem Dışarı! Defol!; s. dışarıdaki, dış; top oyun larında vurucu olmayan; anormal; kullanılmaz; zararda olan; yanılmış; f., eski kovmak. kapı dışarı etmek; argo vurup düşürmek, nakavt etmek; meydana çıkmak, aşikâr olmak. out and away pek çok, fersah fersah. out and out bütün bütün, tamamen, her yönüyle. out of breath nefesi kesilmiş, soluk soluğa. out of commission bozuk. out of countenance utanmış. out of danger tehlikeyi atlatmış. out for a good time eğlence peşinde. out of order bozuk; düzensiz veya sırasız. out of patience sabrı tükenmiş. out of pocket sarfedilmiş, cepten çıkmış. out of print mevcudu bitmiş (kitap). out of reach el erişmez, uzak. out of season mevsimsiz, vakitsiz. out of sorts rahatsız, keyifsiz; dargın. out of spirits canı sıkkın, neşesiz. out of things uzaklaşmış, uzaklaştırılmış. out of time müz. vuruşa uygun olmayan. Out with it! Haydi söyle! Anlat! cry out yüksek sesle bağırmak, haykırmak. die out sönmek: nesli tükenmek. pass out dağıtmak; bayılmak; toplantıdan sıra ile çıkmak (öğrenciler). pour out boşaltmak. time out of mind öteden beri, eskiden beri. tired out çok yorgun, bitkin. at outs (with) dargın. far out, way out argo şahane, harika. He is out to lunch. Yemek için dışarı çıktı. Latin has gone out as a spoken language. Latince konuşma dili olmaktan çıktı. The fire is out. Yangın söndü. The stars are out. Yıldızlar görün- mekte.
-
Ünl. dışarı!, defol!, çık dışarı!
-
F. dışarı çıkarmak, çıkarmak, dışarı atmak, kovmak, nakavt etmek
karalamak (nedir)
-
Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek.
-
Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak.
-
Taslak olarak yazmak veya çizmek
Örnek:
Defteri elime alıp şu iki sayfalık yazıyı karaladıktan sonra kapının yavaşça gıcırdadığını işittim. H. Z. Uşaklıgil
-
Hızlı ve acele olarak yazmak
-
Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek.
-
Blacken. scribble. scratch. scribble down. scrabble. draw. bedaub. besmear. besmirch. blemish. blot out. breathe upon. calumniate. chalk out. dash. dash down. dash off. denigrate. doodle. line through. pollute. rule smth. out. scandalize. score out.
-
Blacken. libel. scrabble. scrawl. scribble. slander. smear. to scribble. to scrawl. to cross sth out. to cross sth off. to draft. to sketch out. to blacken. to slander. to slur. to smear.
-
To deface sth with drawings or scribblings. to cross out sth written. to slander. to draft. to sketch out. bedaub. cross out. scrabble. scratch. scratch out. scrawl. scribble.
-
Bir şeyin ıslaklığını gidererek kuru duruma getirmek
Örnek:
Terlemiş gibi alnını elinin tersiyle sildi. Ö. Seyfettin
-
Üzerine genellikle bir bez sürterek tozlarını, kirlerini almak veya parlatmak
Örnek:
Türküler çağırarak tahta siliyorlar. Y. Z. Ortaç
-
Bir yazı, çizgi vb.ni kazıyarak veya sürterek yok etmek.
-
Tahta malzemeyi makineyle düzgün ve pürüzsüz hâle getirmek.
-
Üzerini çizerek atmak, yok etmek.
-
İlişkisini koparmak, yok saymak.
-
Üstünlük göstererek o alanda üstün olanları ikinci plana atmak.
-
Ortadan kaldırmak, yok etmek veya gidermek
Örnek:
Senin gözlerin gönlümü dolduran kara düşünceleri silecek, beni korkulardan kurtaracaktır. M. Ş. Esendal
-
Write off
-
Wipe. rub down. whisk. rub off. erase. blank. blot out. cancel. cross out. delete. efface. expunge. forgive. furbish. obliterate. rub out. rule out. rule smth. out. strike off. strike out. give smth. a wipe. wipe away. wipe off. wipe out. wipe up.
-
Delete. efface. mop. obliterate. remove. swab. wipe.
-
Delete.
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|