|
ordu hazinesi
-
Bir devletin silahlı kuvvetlerinin tümü
Örnek:
Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi / Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi. Y. K. Beyatlı
-
Bu topluluğun başlıca bölümlerinden her biri
Örnek:
Dördüncü Ordu Karargâhına gidiş, artık bir mabede çıkılıyor gibi, baş döndürür. F. R. Atay
-
Amaç, nitelik vb. yönlerden benzeyen insanların bütünü.
-
Çok sayıda insan, kalabalık.
-
Army. the military. host.
-
Army. military. the military. ordu city.
-
Armed force. army. array. host. legion. ranks.
-
Kıs. ordained, order, ordinance, ordinary.
-
Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını, büyük servet
Örnek:
Dünyanın hazinelerine başını çevirip bakmazdı. R. H. Karay
-
Değerli şeylerin saklandığı yer.
-
Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
-
Kaynak
Örnek:
Ağaç, rutubetin hazinesidir. F. R. Atay
-
Devlet malı veya parası.
-
Devlet malının veya parasının saklandığı yer.
-
Devletin altın, döviz, bono ve nakit işlemlerini maliye ile birlikte düzenleme görevini üstlenen makam.
-
Büyük bağlılık duyulan, değer verilen şey veya kimse.
-
1. Devlet gelirlerinin toplandığı ve giderlerinin yapıldığı kurum. 2. Altın, gümüş, mücevher vb. değerli eşya yığını. 3. Gömülü veya saklıyken bulunan değerli şeylerin bütünü.
-
Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet.
-
Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
-
Treasury, revenue
-
Coffers. treasure. exchequer. stores. riches. coffer. repertory. store. storehouse. thesaurus. treasure house. trove.
-
Exchequer. treasure. treasury. strong room. treasure trove. national treasury. source. public treasury. excgequer.
-
Treasury. exchequer. purse. strongroom. treasure-trove. national treasury. a treasure. a much-valued person / thing. storage place. depot. treasury department / house. repertory. safe deposit. coffers. gazophylacium. jewel house. repository. storeroom. th.
-
Treasury
-
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ
Örnek:
Kılıcını çekip tek başına atını, düşman başkumandanının çadırına saldırarak ölüm arayan Türk kumandanları görülmüştür. Atatürk
-
Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
-
Yaşamlarını hayvanlarıyla birlikte yer değiştirerek sürdüren göçebelerin kurulup sökülerek taşınabilen ve bir tür ev sayılan barınağı.
-
Tent. tabernacle.
-
Canvas. tent.
-
Tent. beach operator. canvas. tabernacle.
-
Tent
-
Tente
-
Silahı olan.
-
Armed, in arms
-
Armor clad.
-
Armed.
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|