Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar
Ana Sayfa > menfaat düşkünü nedir ne demek, menfaat düşkününün anlamı

menfaat düşkünü nedir



menfaat düşkünü

  1. Çıkarcı
    Örnek: Şu milletini üstün görmeyen, şu menfaat düşkünü, şu bozguncu, millî şuura erememiş insanlardır. O. S. Orhon

Türetilmiş Kelimeler (bis)

menfa, menfaat, menfaat grubu, menfaatçi, menfaatçilik, menfaatına, menfaati olmak

Destek

Wiki felsefesiyle çalışan web sitesi ansikopedisi Siteler Hakkında'yı destekliyoruz. Dizinde konular, firma ürünleri ve firma hizmetleri de sağlanıyor.

menfaat (nedir)

  1. Çıkar
    Örnek: Gelip gidenlerden çok menfaat oluyor. H. E. Adıvar
  2. Çıkar.
  3. (en) Profit. advantage. benefit. use. expedience. expediency. the main chance. stake.
  4. (en) Advantage. expediency. benefit. interest yarar. fayda. çıkar.
  5. (en) Advantage. benefit. interest. beneficium. gain. joint interest. profit. utility.

düşkün (nedir)

  1. Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
    Örnek: Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. H. E. Adıvar
  2. Geçim sıkıntısına düşmüş
    Örnek: Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. R. H. Karay
  3. Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
    Örnek: Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. Y. K. Beyatlı
  4. Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
  5. Değer ve onurunu yitirmiş.
  6. (en) Addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.
  7. (en) Buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.
  8. (en) Indigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.

çıkarcı (nedir)

  1. Yalnız kendi çıkarını düşünen, çıkarını kollayan kimse, menfaatçi, menfaat düşkünü, menfaatperest, menfaatperver
    Örnek: Büyüklere ve topluma en büyük fenalık çıkarcı oğlu çıkarcı pohpohçulardan gelir. H. Taner
  2. (en) Self-seeking. calculating. expedient. interested. mercenary. number one. politic. sordid. utilitarian. self-seeker. profiteer.
  3. (en) Sordid. self-seeker. selfish. self-interested. self-seeking. manipulative.
  4. (en) Asocial. fence stroddler. on the make. pusher. sordid.

çıkar (nedir)

  1. Dolaylı bir biçimde elde edilen kazanç, menfaat, yarar
    Örnek: Kimse siyasi ve kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz. Anayasa
  2. Menfaat.
  3. (en) Profit. benefit. interest. advantage. self. capital. expedience. expediency. grist to the mill. number one. stake.
  4. (en) Advantage. benefit. convenience. expediency. gain. good. interest. profit. stake. self-interest. self-seeking.
  5. (en) Advantage. interest. profit. benefit. vail.

ilgili reklamlar


Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek