Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar
Ana Sayfa > mek için nedir ne demek, mek içinin anlamı, ingilizcesi

mek için nedir



mek için

  1. (en) In order to

Türetilmiş Kelimeler (bis)

mek amacıyla, mek üzere, mek yerine, mek, mek amacıyla, mek üzere, mek yerine

Destek

Wiki felsefesiyle çalışan web sitesi ansikopedisi Siteler Hakkında'yı destekliyoruz. Dizinde konular, firma ürünleri ve firma hizmetleri de sağlanıyor.

mek (nedir)

  1. Bk. sermayenin marjinal etkinliği

sermayenin marjinal etkinliği (nedir)

  1. 1. Yatırımın iktisadi ömrü boyunca sağlayacağı beklenen net getirilerin bugünkü değerini yatırımın değerine eşitleyen indirim oranı. 2. Yapılacak her ek bir birimlik yatırım başına, bu yatırımın iktisadi ömrü boyunca sağlayacağı beklenen net ek getiri.
  2. (en) Marginal efficiency of capital, MEC, internal rate of return

için (nedir)

  1. Amacıyla, maksadıyla
    Örnek: Ukalalık yapmamak için bütün gayretine rağmen yine de o düşündüğünü yapmıştı. S. F. Abasıyanık
  2. Sebep ve sonuç belirten bir söz
    Örnek: Hastanın uykuda olduğunu söylemesi sırf vakit kazanmak içindi. R. N. Güntekin
  3. -dan / -den dolayı, ... -dan / -den ötürü
    Örnek: Bu büyükşehirde ona ilk hitap eden adam olduğu için ona yüreğini açmak ihtiyacını duyuyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Özgü, ayrılmış.
  5. Düşüncesince, kendince, göre
    Örnek: Bizim için çok enteresan bir şeydi bu yeni icat. B. Felek
  6. Hakkında
    Örnek: Gel gör ki dilimin ucunda kağnı var. Kağnılar için de bir çift sözüm var. B. R. Eyuboğlu
  7. Oranla, göz önünde tutulursa.
  8. Karşılığında, karşılık olarak.
  9. (en) In the cause of. pro. so. so as to. that. for. pro. seeing. in order to. on account of.
  10. (en) For. on.
  11. (en) Because. to. for. in order to. in order that. so that. about. concerning. ad. pro. so as to.

order (nedir)

  1. F. emir vermek, emretmek, buyurmak; ısmarlamak, sipariş etmek; düzenlemek, sıraya koymak, tertip etmek. order around emir yağdırmak.order up getir- mesini emretmek.
  2. I. düzen, nizam, sıra: dizi; usul, yol, kural; emir, yönerme, buyrultu; ısmarlama, sipariş; havale; tarikat, mezhep fırkası; şeref rütbesi; cins, çeşit; mimari tarz; biyol. takım, silsile. order of business gündem. order of knighthood şövalye örgütü; şeref rütbesi. order of the day gündem, günlük emir. in applepie order çok düzenli bir şekilde, her şey yerinde. at one's orders emre hazır. by order emre göre, emir gereğince. call to order usule göre açmak (toplantı). Doric order mim. Dorik tarzı. holy orders papazlar sınıfı; papazlık rütbeleri. in alphabetical order alfabe sırası ile. in order düzenli; sıra ile; yolunda, usule göre. in order that he may see görsün diye. in order to see görmek için. in short order çabuk. keep order disiplini korumak. monastic order manastır tarikatı. money order para havalesi. on the order of kabilinde, tarzında. out of order bozuk; düzensiz; usule aykırı; uygunsuz. rush order acele sipariş. sealed orders ask. vakti gelince açılıp okunacak mühürlü emirname. standing orders geçerliği devam eden emirler. take an order birinden emir almak; birinden sipariş almak. till fur ther orders başka emir gelinceye kadar. to order siparişe göre, ısmarlama. working order çalışma düzeni. in good working order iyi işler durumda.
  3. F. emir vermek, emretmek, buyurmak, söylemek, tavsiye etmek (doktor), sipariş vermek, ısmarlamak, düzenlemek, sıraya koymak

sermaye (nedir)

  1. Bir ticaret işinin kurulması, yürütülmesi için gereken anapara ve paraya çevrilebilir malların tamamı, anamal, başmal, kapital, meta
    Örnek: Komisyoncu demek, metelik sermayesi olmayan tüccar demektir. A. Gündüz
  2. Varlık, servet.
  3. Konu
    Örnek: Bu lakırtı, bir hafta havuzlu kahvenin sermayesi oldu. R. H. Karay
  4. Genelev kadını.
  5. 1. Belli bir bedel karşılığı üretim sürecinde üretim faktörlerinden biri olarak yer alan birden çok dönemde kullanılan, emeğin verimliliğini artıran ve kendisi de üretilmiş olan her türlü araç gereç. 2. Gelir yaratma yeteneğine sahip mali veya fiziksel her türlü varlık.
  6. (en) Capital. stock. stock-in-trade. fund. principal. corpus.
  7. (en) Capital. fund. capital anamal. kapital. riches. wealth varlık. servet. prostitute. stock.
  8. (en) Capital. capital, capital stock. proprietorship. outlay. costprice. wealth. cost. fund. bond fund. funds. stock in trade.
  9. (en) Capital

ilgili reklamlar


Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek