|
lorentz dönüşümü
-
Bağımsız değişkenlerin, dalga denklemini değiştirmeyen her bir dönüşümü.
-
Lorentz transformation
-
Transformation de Loerntz
-
Olduğundan başka bir biçime girme, başka bir durum alma, tahavvül, inkılap, transformasyon
Örnek:
Alfabe dönüşümü halkın okumayı kolay sökmesi içindi. N. Cumalı
-
Görevinin değişikliğe uğraması yüzünden bir organda ortaya çıkan değişme.
-
Bilinçaltına itilmiş bir duygu veya isteğin, karşıtı görünümünde veya başka bir biçimde bilince yükselmesi, transformasyon.
-
Aristoteles'in Poetika adlı yapıtında oyun kahramanının yazgısında beklenmedik birdönüşüm. Talihin dönmesi.
-
Dünya halkbiliminde bir amacı gerçekleştirmek, cezadan kaçınmak ya da yarışma kazanmak amacıyla genellikle büyüsel yollarla, insan, hayvan, nesne ve doğaüstü güçlerin birbirlerinin biçim ve görevlerini alabileceklerine ilişkin evrensel halk inancı, bk. halkbilim, büyü,dönüşümcü,dönüşümcülük.
-
Transformation. transmutation. mutation.
-
Transformation. conversion.
-
Transform. transformation. conversion.
-
Peripetia
-
Transformation
-
Péripétie
-
Transformation
bağımsız (nedir)
-
Davranışlarını, tutumunu, girişimlerini herhangi bir gücün etkisinde kalmadan düzenleyebilen, hür, özgür, müstakil
Örnek:
Konsolosların her biri bağımsız bir vali gibi davranırdı. N. Cumalı
-
Herhangi bir kuruluşa, partiye bağlı olmayan kimse
Örnek:
... Meclis dışındaki bağımsızlardan olmak üzere, siyasi parti gruplarından, oranlarına göre, üye alınır. Anayasa
-
Milletvekili.
-
Bağımsız milletvekili.
-
Müstakil. ~ elmen: aslî zi'l -yed.
-
Independent. free. detached. unattached. unconnected. distanced. sovereign. crossbench.
-
Free. independent. maverick. sovereign.
-
Stand-alone. independent. autonomous. cross bencher. free. frc- floating. on one's own. substantive. unaffiliated. uncommitted.
-
Deniz veya göl gibi geniş su yüzeylerinde genellikle rüzgâr, deprem vb.nin etkisiyle oluşan kıvrımlı hareket
Örnek:
Rıhtıma vuran dalgaların temposu da, içimdeki ölçüye uyuyor. H. Taner
-
Sıcak, soğuk, moda için belli bir süre etkili olan dönem.
-
Bir yüzeydeki kıvrım
Örnek:
Geniş dalgalarla uzanıp giden ovaların yüzünde ne bir köy görünüyor ne de ufacık olsun bir ağaç. M. Ş. Esendal
-
Saçların kıvrım genişliği.
-
Gizli iş, dalavere
Örnek:
Film çevirme dalgasıyla para kazanıyorlardı. S. F. Abasıyanık
-
Esrar, eroin vb. uyuşturucu maddelerin verdiği keyif durumu.
-
Dalgınlık.
-
Geçici sevgili.
-
Geniş su yüzeylerinde rüzgârla oluşan, sırt ve çukur bölümleriyle durgun su yüzünü pürüzlendirip bir salınım devinimiyle birbirini kovuşturarak ilerleyen dizilerden her biri.
-
Kendisini zamanca ve uzayca düzenli olarak yineleyen ve bir ortamda değişmeden hızla ilerleyen bir salınım katarı.
-
Bir ortamda ya da uzayda, parçacıkların esnek kıpırdanmalarına yol açan dönemsel olay ya da sıcaklık, basınç, elektromıknatıs alan gücü, elektrik gücü gibi fiziksel niceliklerde dönemsel değişiklik.
-
Yeğinliği, genliği yer ile zamana göre düzenli biçimde yinelenerek değişen işlev ya da nicelik.İng.: wave Fr.: onde Alm.: Welle,Schwingung Dgr.: Jap.hadô Fiziksel
-
Wave
-
Wave. undulation. crimp. sea. thingumabob. thingumajig. thingummy.
-
Beam. gadget. wave. undulation. trick. intrigue. jigger. affair. sweetie.
-
Wave. band. crimp. sea. swell. hidden catch. billow. surge. oscillation. undulation. jaw. corrugation. absent-mindedness. love affair. upsurge.
-
Welle
-
Onde
-
Vague
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|