Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar
Ana Sayfa > lor nedir ne demek, lorun anlamı, ingilizcesi

lor nedir



lor

  1. Bir tür taze, yumuşak ve tuzsuz beyaz peynir
    Örnek: Teyzem iki dolu kaşık lora, günlük iki yumurta kırdı. N. Cumalı
  2. (en) Curd. goat's milk curd.
  3. (en) Letter of Reprimand.
  4. (en) Letters of Response.
  5. (en) Level of Risk, i e low, moderate or high. man.

Türetilmiş Kelimeler (bis)

loran, loranthaceae, lord, lord advocate, lord chancellor, lord hazretleri, lord it over

Destek

Wiki felsefesiyle çalışan web sitesi ansikopedisi Siteler Hakkında'yı destekliyoruz. Dizinde konular, firma ürünleri ve firma hizmetleri de sağlanıyor.

tür (nedir)

  1. Çeşit, cins.
  2. Ortak özellikleri olan bireylerin tamamı, cinslerin ayrıldığı bölüm.
  3. Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram.
  4. Türlü.
  5. Kendi içinde bir birim olan ve üzerinde cins kavramının bulunduğu mantıksal kavram. // Ama bu cins kavramı, kendi üzerinde bir başka cins varsa, yenidentür durumuna gelir ve bu böyle sürüp gidebilir. Mantık diliyle: Bir A sınıfı , bir başka sınıfın, B sınıfının kapsamı içindeki bir bölümü kurduğunda: B cinstir, A datür. (Ör. Hayvan canlı varlık karşısındatürdür, aslan karşısında cinstir.)
  6. Birbirinden üreyen ve dirimbilimsel açıdan akraba olan canlı varlıklar öbeği. (Ör. Arslan ya da insan.
  7. (en) Type. sort. kind. variety. species. genus. breed. class. genre. ilk. persuasion. race. sort of. strain. stripe.
  8. (en) Breed. cast. class. description. form. genus. kind. nature. range. sort. species. stamp. type.
  9. (en) Type. sort. species. type. kind. class. description. family. genus. variety.
  10. (en) Door.
  11. (en) Species
  12. (fr) Espèce
  13. (la) Species

taze (nedir)

  1. Bozulmamış, bayatlamamış olan
    Örnek: Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum. Y. Z. Ortaç
  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
    Örnek: Yüzü taze, taravetli ve güzeldi. M. Ş. Esendal
  3. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
    Örnek: Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu. M. Ş. Esendal
  4. Yeni, zamanı geçmemiş
    Örnek: Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü. Halikarnas Balıkçısı
  5. Genç kadın
    Örnek: Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor. Ö. Seyfettin
  6. Yeni, körpe, genç.
  7. (en) Fresh. green. tender. new. crisp. dewy. hot. raw. warm. freshly.
  8. (en) Bracing. crisp. crispy. fresh. hot. late. new. young. youthful. recent. tender.
  9. (en) Fresh. new. young. hot. raw. spring chicken. sweet. warm. youthful.

ilgili reklamlar


Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek