|
eğlence düşkünü erkek
-
Playboy
-
Eğlenme işi, sefahat
Örnek:
Biz bu işe tuhaf bir merakla eğlence şeklinde başladık. F. R. Atay
-
Neşeli ve hoşça vakit geçirten şey
Örnek:
Karıma göre en güzel eğlence, kırda yayan gezmek, kırların havasından istifade etmektir. Ö. Seyfettin
-
Neşeli ve hoşça vakit geçirilen toplantı
Örnek:
Boş arsalara çeşitli eğlence çadırları kurulur. S. Ayverdi
-
Recreational. diversion. high jinks. distraction. amusement. play. plaything. bash. beano. blow-out. carnival. conviviality. entertainment. festivity. fete. frolic. fun. gag. gaiety. jamboree. jollification. jolliness. jollity. merriment. merrymaking.
-
Recreational. diversion. high jinks. distraction. amusement. play. plaything. bash. beano. blow-out. carnival. conviviality. entertainment. festivity. fete. frolic. fun. gag. gaiety. jamboree. jollification. jolliness. jollity. merriment. merrymaking. binge. dance. pleasure. recreation. revel.
-
Amusement. entertainment. diversion. joke. plaything. toy. distraction. frolic. fun. gaieties. game. image advertising. jollification. lark. merrymaking. party. pastime. play. quiz. recreation. revelry. shinding. special event. sport.
-
Bir şeye kendini aşırı vermiş olan, çok bağlı, meraklı, tutkun
Örnek:
Onlar kadar birbirine düşkün, birbirine uymuş bir çift daha ömrümde görmedim desem yeri vardır. H. E. Adıvar
-
Geçim sıkıntısına düşmüş
Örnek:
Eski arkadaşının düşkün bulunduğu hâlinden anlaşılıyordu. R. H. Karay
-
Yoksulluk sebebiyle mutluluk ve refahını yitirmiş
Örnek:
Zavallı, arabasını satmış, düşkün bir hâldeydi. Y. K. Beyatlı
-
Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle çalışma gücünü yitirmiş.
-
Değer ve onurunu yitirmiş.
-
Addicted. down at heels. fond. doting. fallen. fallen on hard times. poor. decayed. affected. jealous. jealous of. keen. keen on. partial. sharp-set. addict. almsman. devotee. given to.
-
Buff. devoted. devotee. doting. fond. freak. given. mad. nut. partial. addicted. fond of. enamoured. inveterate. broken down. decayed. poor. needy. addict.
-
Indigent. excessively fond or addicted. bound up in. freak. given. hooked.
-
İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı.
-
Sperma oluşturan organizma.
-
Yetişkin adam, bay, kadın karşıtı
Örnek:
Erkekler gelince buraya, karılar işte böyle kaçar. O. C. Kaygılı
-
Koca.
-
Sözüne güvenilir, mert.
-
Girintili ve çıkıntılı olmak üzere bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.
-
Sert, kolay bükülmez.
-
Bk. erkek
-
Geçmelerde bir yuva ya da deliğe giren bölümü üzerinde bulunduran parçaya verilen ad.
-
Tom
-
Male. masculine. he. man. male. he. jack. gent. he-.
-
He. male. man. manly. courageous. reliable. rigid. hard. husband.
-
Male. man.
-
Boy
-
I. ciddi bir işi olmayan ve zevk peşinde koşan erkek; mirasyedi erkek.
-
I. eğlence düşkünü erkek, eğlence hayatına düşkün zengin erkek
-
Neşeli, hoşça vakit geçirme.
-
Alay etme.
-
Oyalanma.
-
Eğlenmek işi.
-
Frolic. lark. ridicule. entertainment. mockery. delaying.
-
Dalliance. ridicule. taunt.
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|