|
cıvır
-
Yaşamakta olan, yaşayan, canlı, ölü karşıtı
Örnek:
Senin ölün değil, bana dirin lazım. Ö. Seyfettin
-
Güçlü, zinde.
-
Solmamış, pörsümemiş.
-
Gereği kadar pişmemiş.
-
1. Yaşamakta olan, canlı. 2. Taze. 3. Güçlü, zinde. 4. Zengin, varlıklı.
-
Alive. live. youthful.
-
Alive. live. living. fresh. energetic. lively. sharp.
-
Alive. living. vigorous. energetic. lively. fresh. undercooked. rare. humming. sappy.
-
Yaşı ilerlememiş olan, ihtiyar karşıtı
Örnek:
Genç kızı bir gece pencerede görmüştü. H. Taner
-
Gelişmesini tamamlamamış olan (bitki, hayvan).
-
Zihin bakımından yeterince gelişmemiş, toy.
-
Yeni gelişmekte olan, kısa bir geçmişi olan
-
Gençlikteki özelliklerini koruyan, dinç.
-
1.genç rolüne çıkan oyuncu. 2.genç oyuncu.
-
1. Yaşı ilerlemiş olan. 2. Dinç, sağlıklı.
-
Leading young actor (actress), juvenile lead
-
Young. youthful. juvenile. adolescent. junior. green. teen. youngish. youth. young man. juvenile. adolescent. junior. teen. teenager. teeny. sapling. whelp.
-
Fresh. junior. juvenile. kid. lad. little. tender. young. youth. youthful.
-
Young. in the prime of youth. adolescent. maiden soil. rent boy. wet behind the ears. youngster. youthful.
-
"Jeune Premier"
-
Jeune premier (-ère)
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|