|
cıvık cıvık
-
Soğuk ve can sıkıcı olarak.
-
Zarf
-
Fazla suyla karıştığı için biçimini koruyamayacak kadar sulanmış.
-
Soğuk ve can sıkıcı şakalar yapan (kimse).
-
Maudlin. pert. runny. thin. watery. soft. impertinent. saucy.
-
Soft. runny. impertinent. impudently familiar.
-
Isısı düşük olan, sıcak karşıtı
Örnek:
Bu el soğuktu ve titriyordu. P. Safa
-
Üşütecek derecede ısısı olan
Örnek:
Güneşli, soğuk bir gündü. S. F. Abasıyanık
-
Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu
Örnek:
Karın soğuğu başka bir tür soğuktur. S. F. Abasıyanık
-
İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek.
-
Duygudan, sevgiden yoksun olan, yakın ve içten olmayan.
-
Yakın ve içten olmayan, ilgisiz
Örnek:
Soğuk tavırla birbirlerini selamlayıp uzaklaştılar. R. H. Karay
-
Sevimsiz veya yersiz, antipatik
Örnek:
Bu soğuk, yavan sözler zevkimi rencide ediyordu. H. C. Yalçın
-
Cinsel istek duymayan.
-
Cold. chilly. cool. chill. frigid. freezing. calm. unfriendly. uncompanionable. unsympathetic. aloof. angular. apathetic. apathetical. bleak. distant. frosty. frozen. icily. inclement. inhospitable. marble. offish. parky. phlegmatic. phlegmatical. ri.
-
Aloof. antipathetic. asexual. bleak. chill. chilly. clinical. cold. dank. distant. dour. feeble. frosty. inclement. lukewarm. nip. nippy. nonchalant. piercing. soulless. standoffish. stiff. unapproachable. wintry.
-
Cold weather. the cold. frosty. unfriendly. frigid. aloof. chill. clammy. clinical. dead. distant. frostiness. frozen. inclement. offish. raw. standoffish.
-
Remote
-
İnsan ve hayvanlarda yaşamayı sağlayan ve ölümle vücuttan ayrılan madde dışı varlık
Örnek:
Can çıkmayınca huy çıkmaz. Atasözü
-
Yaşama, hayat
Örnek:
Bir kedi yavrusunu kurtarmak için ipe sarılıp kuyuya iner, canımı tehlikeye koyardım. R. N. Güntekin
-
Güç, dirilik
Örnek:
Her şeyde bu mevsime mahsus bir can, bir dirilik kendini gösteriyordu. M. Ş. Esendal
-
Kişi, birey
Örnek:
Benimle beraber dört canız . F. R. Atay
-
İnsanın kendi varlığı, özü
Örnek:
Ne denir, canımız ne mertebe insan olsa mayamız, maddemiz hayvan... R. N. Güntekin
-
Gönül
Örnek:
Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade. Karacaoğlan
-
Bektaşilik ve Mevlevilikte tarikat kardeşi.
-
Çok içten, sevimli, sevilen, şirin
Örnek:
Alphonse Daudet ilk gençliğimin can yazarlarından biri idi. T. Buğra
-
1. Ruh. 2. Güç, dirilik. 3. İnsanın kendi varlığı, özü. 4. Gönü5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
-
Tin, aluminum container; (Slang) jail, prison; (Slang used in Canada and the USA) toilet, bathroom; dismissal, firing from a position (or job, etc.)
-
(i)., (f). (ed,-ning) konserve kutusu, teneke kutu; çöp tenekesi; ABD, argo hapishane; argo yüznümara; argo kaba et; (f). konserve yapmak; kutulara doldurmak; ABD, argo kovmak, işine son vermek, slang sepetlemek; argo filime veya teybe almak. Can it I Yeter be I
-
(f). (could) (-ebil-)., yapmak imkânı (nda) olmak: Can you do thiswork ? Bu işi yapabilir misin? I couldn't find my tie. Kravatımı bulamadım. (Can fiilinin gelecek zamam yoktur; yerine will be able to kullanılır); (k).dili izinli olmak: Can I go ? Gideyim mi ?
-
(kıs). Canada, Canadian.
-
F. ebilmek, yapabilmek, edebilmek, olabilmek; konservesini yapmak, konservelemek; kasede kaydetmek, kayıt yapmak (ses ya da görüntü), uzaklaştırmak (okul), kovmak
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|