|
ak alınlı kuş
-
Yağmur kuştan (Charadriiformes) takımının, deniz kırlangıcıgiller (Sternidae) familyasından, 24 cm kadar uzunlukta, bacakları turuncu, sarı, gagasının ucu kara, Avrupa, Batı ve Güney Asya ve Avustralya'da su kenarlarında yaşayan bir tür.
-
Least tern
-
Sterne naine
-
Sterna albifrons
-
Kar, süt vb.nin rengi, beyaz, kara ve siyah karşıtı.
-
Bu renkte olan
Örnek:
Ablak yüzlü, kısa kesilmiş ak sakallı bir adamdı. M. Ş. Esendal
-
Beyaz leke.
-
Bazı şeylerde beyaz bölüm.
-
Temiz.
-
Dürüst.
-
Sıkıntısız, rahat.
-
White. clean. hoar. white. leuco-.
-
Hoary. white beyaz. hoary. hoar. honest. white colour. white.
-
White. bright. clean. unblemished. white of the eye / egg / spot. hoary.
-
Abbreviation for Astigmatic Keratotomy.
-
Astigmatic Keratotomy.
-
Astigmatic Keratotomy - Modified form of Radial Keratotomy.
-
Acronym for Astigmatic Keratotomy A surgical procedure used to correct moderate cases of astigmatism Often performed at the same time as the Radial Keratotomy procedure for correcting nearsightedness The procedures are somewhat similar, differing primarily in the pattern of incisions made in the outer periphery of the cornea in order to change its shape to the curvature needed to correct the refractive problem Both AK and RK have been largely replaced by newer refractive surgery procedures See Refractive Surgery in Eye Care Encyclopedia. actinic keratosis AT applanation tension.
-
Avtomat Klashnikova, or Automatic Kalashnikov The most widely used automatic rifle line in the world, Russian-designed; there are several Airsoft variants.
-
Animal Kingdom.
-
Above knee Also referred to as transfemoral.
-
Alaska. us. a state in northwestern North America; the 49th state admitted to the union; 'Alaska is the largest state in the United States'.
-
Yumurtlayan omurgalılardan, akciğerli, sıcakkanlı, vücudu tüylerle örtülü, gagalı, iki ayaklı, iki kanatlı uçucu hayvanların ortak adı
Örnek:
Çalıların üstünde kuşlar cıvıldayarak uçuşuyordu. Ö. Seyfettin
-
Bird. ornitho-.
-
Bird. callow. giblets.
-
Bird. fowl.
-
Atmosferdeki su buharının yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı, yağar, yağış, baran, bereket, rahmet
Örnek:
Hava biraz bozukçaydı, dışarıda serin bir yağmur çiseliyordu. M. Ş. Esendal
-
Çok ve sık düşen, gelen şey.
-
Çokluk, bolluk.
-
İklim olayının en önemli etkenlerinden biri; havayuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumda olanı.
-
Hava yuvarındaki su buğusunun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumunda olanı.
-
Pluvial. pluvious. barrage. waterworks. deluge. hail. rain. hailstorm.
-
Rain. stream. wet.
-
Rain. rainfall. waterworks. the wet.
-
Rain
-
Pluie
-
Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu su kütlesi.
-
Bu su kütlesinin belirli bir parçası.
-
Aydaki düzlükler.
-
Geniş alan.
-
Sınırsız genişlik, çokluk, yoğunluk.
-
Yerkabuğunun çukur kesimlerini dolduran, bağlı olduğu anadenize göre daha az derin, karasal sahanlıkları daha yaygın ve karaların etkisine çokça açık tuzlu su alanları.
-
1. Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi. 2. mec. Çok, bol.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. sea. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-.
-
Sea. naval. marine. maritime. nautical. the waters. the wave. the waves. the deep. the blue. the briny. brine. drink. main. thalasso-. waters.
-
Ocean. sea. beach operator. drink. fish pond. oggin. water.
-
Sea
-
Mer
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|