|
afet bölgesi
-
Disaster area
-
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım.
-
Kıran.
-
Çok kötü
Örnek:
Şöhret gibi servetin de afet olduğunu yeni anlıyordum. R. N. Güntekin
-
Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın
Örnek:
Gül yüzlü bir afetti ki her busesi lale. Y. K. Beyatlı
-
Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk.
-
Çıplak.
-
Özgür, hür
Örnek:
Bu görüş her türlü edebî şişirmelerden ari bir görüştür. Y. K. Beyatlı
-
Bu halkla ilgili, bu halka özgü.
-
Disaster. calamity. bane. cataclysm. catastrophe. blight. knockout. stunner. kayo. a bewitching beauty.
-
Calamity. cataclysm. scourge. disaster. catastrophe. femme fatale. siren. temptress.
-
Misfortune. calamity. dangerously beautiful woman. force majeure. disaster. catastrophe. bane. cataclysm. conflagration. cracker. scourge.
-
Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
Örnek:
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Anayasa
-
Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
-
1- Bir kentin, bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak, işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri. 2 - Bir ülkenin, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü.
-
Area. zone. region. district. division. section. belt. circumscription. climate. corner. department. latitude. phase. precinct. quarter. sector. sky. territory. tract. ward. parts.
-
Area. belt. country. district. latitudes. parish. place. precinct. quarter. region. section. sector. ward. zone.
-
Region. zone. area. belt. circumscription. clime. closet. denuclearize. dispensation. district. locale. precinct. section. sector. tract. ward.
-
Region, zone
-
Région, zone
disaster (nedir)
-
(i). felaket, belâ, musibet, talihsizlik, büyük kaza. disastrous (s). felâket getiren, feci. disastrously (z). feci halde.
-
I. felâket, facia, yıkım, afet
-
(i). alan, saha, mesaha, yüzölçümü.
-
I. alan, bölge, yüzölçümü, harekât bölgesi, bodrum girişi
ilgili reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetme)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|